• Lotus Çiçeği
      “Gerçek nazik çiçekler” olarak bilinen, insanların gizemli ve kutsal bulduğu mucizevi bir çiçek; lotus çiçeği.
      Çamurlu ve kirli ortamlarda yaşayan lotus çiçeğinin muhteşem özelliği kirli ortamda olmasına rağmen yapraklarının tertemiz olmasıdır. Bu olayın gerçekleşme şeklini inceleyecek olursak; Lotus bitkisi üzerine en ufak toz parçası geldiğinde hemen yapraklarını sallar ve tozu belli bölgeye doğru iter. Ve yağmur yağmaya başladığında ise yağmur damlalarını aktif bir biçimde kullanarak temizlenir. Yaprağının üzerine düşen yağmur damlalarının üzerindeki kirli bölgelere aktarmaktadır Lotus çiçeğinin bu özelliği hakkında akademik çalışmalar yapılmış ve mimari alanda pek çok projeye örnek olmuştur.Lotus çiçeği edebiyat alanında da önemini korumuştur. Birçok şair ve yazarın eserinde yer almıştır. Lotus çiçeğinin mitolojilerde önemli şeyleri sembolize etmektedir. Eski Mısır döneminde kutsal kabul edilen mavi lotus çiçeği günümüze kadar bereket, yeniden doğuş, doğum ve saf tutkuyu sembolize eder.

      Budizm ile özdeşleştirilen lotus çiçeğinin dini önemi de vardır. Budistler tarafından merhamet tanrıçası olarak kabul edilen Guanyin elinde lotus çiçeğiyle resmedilmiştir. Lotus çiçeği saflığın bozulmamışlığın sembolüdür. Budizm de temizlik önemlidir. Lotus pislikten çıkmasına rağmen kendini temizler ve sonrasında muhteşem çiçekler açar.

      Farklı renklere ve türlere sahip olan lotusun her rengi farklı bir anlam ifade eder; özellikle Pembe Lotus: Aydınlanmayı simgeler.
      Kırmızı Lotus: Özverili gerçek aşkı, merhamet ve tutkuyu, sevgiyi yani kalbi sembolize eder. Bu açıdan cömertliğin olduğu yerlerde kırmızı lotus yetişir.
      Mavi Lotus: Bilgi ve bilgeliğe işaret eder. Eski Mısır kültüründe akıl ve ruh üzerindeki kontrolü simgeleyen mavi lotus nadiren bulunan bir türdür. Mitolojide kutsal kabul edilen mavi lotus, onlar için saf tutku, yeniden doğuş, bereket ve bolluk anlamlarına gelirdi. Mor Lotus: Buda öğretilerinin temsilidir. Kişinin uyanışı ve yeniden doğuşu konusunda bilgilendiricidir. Çeşitli özelliklerle donatılan lotusun 145.5 milyon yıldır dünyada var olduğu ve kutsallığının sürdüğü bilinir. Tarihi hayli eski olan lotus çiçeği kokusu ve tadı ile tarihin tüm dönemlerine meydan okuyan etkilere sahiptir.
      Beyaz Lotus: Saflığı, manevi mükemmelliği ve huzuru simgeler.

      Her öğrencimiz bir lotus çiçeği olacaktır. Kötü bir çevrede olmak zorunda kaldığında kendini kötülüklerden koruyup çevresine hep güzellik yayacaktır. Negatif düşünceli insanlara pozitif enerji verecek ve onların dertlerinin çözüm noktası olacaktır. Pozitif, umut dolu ve iyi olan insanların da zor dönemleri olabilmektedir. Bu dönemlerde kendine destek olacak dostlara –yani toprağa- ihtiyacı olur. Okulumuzda her zaman toprağını bulacak pozitif yaşamına devam edecektir.
      Simurg Kuşu Efsanesi
      Simurg kuşu; sadakati, sebatı, gücü, kendi küllerinden doğmayı, kendine yetebilmeyi, erdemliliği simgeler. Olağanüstü olmayı sembol eden evrensel nitelikli mitolojik bir kuştur.
      Eski Yunan mitolojisinde “Phoenix”, Arap tradisyonunda “Anka”, İran tradisyonunda Simurg, Çin’de “Tanniao” ve kimi tradisyonlarda “Homa” ya da “Rokh” adını alan kuşun diğer isimleri ise Zümrüd-ü Anka, Anka-yi Mugrib, Hüma, Sênmurw, Sîna-Mrû’dur. Türk mitolojisindeki ismi ise Tuğrul Kuşu’dur.
      Simurg, kendine danışanlara akıl hocalığı yapan, geniş bilgi ve becerilere sahip, dünyada her dönemde sadece bir tane olduğuna inanılan bir kuştur. Bilgeliği temsil eden bu kuşu görmek için bilgeliğin doruğuna ulaşmak gerektiğine inanılmaktadır. Eski Mısır’da efsaneye göre bu kuş çok parlak bir dönemi bildirmek ve yeni bir dönemi açmak için öbür dünyadan geliyordu.
      “Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg ( Zümrüd-ü Anka ya da Phoenix ), Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesidir.

      Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler. Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi…
      Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Kuşlar, Simurg’a uçmayı kolay görmüşler. Kuşlar yola çıktıkları zaman vadileri görünce yolun ne kadar zorlu olduğunu ve Simurg’a ulaşmak için bu vadileri aşmak zorunda olduklarını, Simurg’a ulaşmanın kanat çırpmak kadar kolay olmadığını anlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş…

      Aşk Vadisi: Sisle kaplı olan bu vadide kuşlar her gördüklerine âşık oldukları için maalesef birçok kayıp verirler.
      Cehalet (Bilgelik) Vadisi: Bazı kuşların Simurg’a gitmenin gereksiz olduğunu savunup her şeyi boş verdikleri ve çıktıkları yoldan vazgeçtikleri vadidir.
      İnançsızlık Vadisi: Geride üç vadi bırakılmış fakat Simurg’a ulaşılamamıştır. Kuşların birçoğu diğer vadilerde kaybedilmiştir. Bu durum kuşların kafasında soru işareti oluşturarak onlara inançsızlık getirir. Yola boşu boşuna çıktıklarını düşünerek bazı kuşlar geri döner.
      Ayrılık Vadisi: Bu vadide kuşlar sadece kendilerini düşünmeye başlamışlardır. Sadece kendilerini doyurarak ve başı sıkışan kuştan uzaklaşarak kendi dertlerini düşünmeye başlamışlardır. Kendi başlarına idare edebileceklerini düşünmeleri onları gruptan ayırmış ve bu durum başkalarına yem olarak kaybolmalarına neden olmuştur.
      Dedikodu Vadisi: Bu vadide bazı kuşlar tarafından Simurg’a iftira atılarak dedikodular çıkarılmıştır. Arkadaşları tarafından kandırıldıkları, Simurg’un kimseye yardım etmeyen, kötü bir kuş olduğu anlatılmış. Gerçek olmayan bu konuşmaların abartılarak yayılması birçok kuşu olumsuz etkileyerek bu yoldan geri göndermiştir.
      Benlik (Ego) Vadisi: Aşılması gereken zor vadilerin sonuncusudur. Bu vadide kendini çok yüksekte görerek diğer kuşları beğenmeyen ve onları her yönden eleştirmeye başlayan kuşlar olmuş. Kendilerini en iyisi olarak anlatan bu kuşlar da yola devam edememiştir.

      Dağlarına varmayı başaran kuşlar ortada bir yanlışlık olduğunu, gittikleri yerde Simurg diye bir yer olmadığını görmüşler. Bir süre düşündükten sonra bir şey fark etmişler. “Si” Farça’da 30, “Murg” ise kuş anlamını taşıyormuş. Yani Simurg 30 kuş demekmiş ve kaç kuşun yolculuğunu tamamladığını saydıklarında 30 kuş olduklarını fark etmişler. Onların hepsi Simurg’muş. Her biri de Simurg’muş. 30 kuş anlar ki, aradıkları sultan kendileridir ve gerçek yolculuk kendine yapılan yolculuktur…”
      “Aşk Denizi”nden geçmişler önce. Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp…”. “Ayrılık Vadisi”nden uçmuşlar…”. “Hırs Ovası”nı aşıp, “Kıskançlık Gölü”ne sapmışlar… Kuşların kimi “Aşk Denizi”ne dalmış, kimi “Ayrılık Vadisi”nde kopmuş sürüden… Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle… Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş. Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış. Baykuş yıkıntılarını özlemiş. Balıkçıl kuşu bataklığını.

      Sürü insanı olmak yerine gerçek insan olmak isteyenler Simurg’u beklemez, Simurg olmayı göze alır ve tehlikeli de olsa yolculuğuna çıkar. Bu yol uyanma ve aydınlanma yoludur. Bu yolda ilerlemek için kahraman kitle ile birlikte hareket etmek yetmez, asıl önemli olan tüm engellemeleri aşarak hedeften şaşmamaktır. Simurg olmak özgün olmaktır, güçlü irade sahibi olmaktır.

      ”En kutsal yol kişinin kendi arayışı için çıktığı Yol’dur”

      Aslında bu efsanede insanlık süreci anlatılmaktadır. Bazen istek ve arzularımız karşısında yenik düşüyoruz, bazen aşk gözümüzü kör ediyor, bazen de sadece kendimizi düşünerek bencillik çukurunda kayboluyoruz. Bu yedi vadi insan hayatının her anında sürekli var olabilmektedir. Bize düşen görev ise bize güzel görünerek içine çekmeye çalışan bu zorlu vadileri aşarak zirveye ulaşmaktır. İşte o zaman Simurg olduğumuzu göreceğiz.

      “Gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.”